top of page

GSC hazırlıkları kapsamında Sportsboat sınıfında da yarışmaya karar verdim ve neler oldu neler ...

SportsBoat yarışları,

J-erapi (j80) ekibi olarak 5 Ağustos Cuma günü Fenerbahçe marinada kızımızı ilk kez görme şerefine eriştik.



Gün içinde tekne üzerinde çok sıkı çalışarak saat 19:30 gibi denize çıkmaya hazır hale geldik. Tekneyi ertesi gün yarışın yapılacağı Heybeliadaya götürerek, hem ilk antrenmanımızı yapmayı hem de direk ve yelken trimlerini gözden geçirerek Cumartesi günü yapmamız gereken son ayarları tespit etmeyi düşündük. 15-20 knot Poyraz eşliğinde ilk önce ana yelken genoa ile Digavsin şamandırasına kadar güvenli ve stabil bir seyir yaptık ama bir müddet sonra köpek dişlerimiz uzamaya başladı. Balon basalım, bir iki kavança atalım bakalım neler olacak diyerek balonumuzu bastık. Tekne son düzlükte depar atarak finişe giden bir at gibi bir anda altımızda uçmaya başladı. Bir kaç saniye içinde 13 knot hıza ulaştık. Zevkten ağzımızın suları akarak 2 kavança üstüste attık. O da ne hiç problem çıkmadı. Daha ne yapalım diyene kadar adaya geldik ve bağlandık. Tadı kursağımız da yarın neler neler yaparız diye planlayarak İstanbul’a döndük. Cumartesi de benzer çalışmalar ile geçtiğinden aynı şeyleri anlatmayacağım.


Esas hikaye Pazar günü HSSK kulübünün düzenlediği Türkiye Trofesi 5. ayak yarışlarında.

Gurubumuzda 8 tekne var ve hepsi daha evvel beraberce defalarca yarışa girmiş cıva gibi genç çocuklar. Her teknen 400 kg ekip sınırlaması ile yarışıyor. Rakiplerimiz 5er kişi yarışırken biz dinolar 4 kişi yarışmak zorundayız Tekneler çok hafif ve hareketli, çok seri hareket etmek zorundasınız. Tekneler birbirine çok yakın performans değerlerinde olduğundan sürekli rakipler ile taktik savaşı yapmak yani sürekli manevra yapmak zorundasınız. Tamamen kondüsyon gerektiren bir iş. Benim planlarıma ve amaçlarıma çok uygun.


1. Yarış:

İlk yarışımızın ilk startı. Hava 14-17 knot poyraz. 5dk. işaretinden sonra hepimiz olağanüstü konsantre şekilde start hattında bir aşağı bir yukarı dolanıyor ve aynı zamanda da rakiplerimizi kolluyoruz. Urçun sürekli geri sayıyor. 4 dk. 3 dk. diyerek. Starta 1.5 dakika kala komite botunun 10 tekne boyu altında genova basarak apaz seyri ile filonun önüne geçtik. Hızla start hattına geliyoruz. 1 dk. işareti geldi. Artık 10ar saniye aralıklarla geri sayıyoruz. Bağrış çağrışlar arasında start hattının ortasından ilk sıralarda start ettik.


Durumumuz gayet iyi. Sancak kontra Şamandıraya doğru ilerliyoruz. Trimlerimiz çok iyi. Hepimiz tekenyi basmak için trapezdeyiz. Diğer tekneler bir müddet sonra tramola atarak iskele kontraya döndüler. Biz en az manevra ile yarışmaya karar verdik. Önümüzde 2 yarış daha var ve kilo ve yaş dezavantajımız çok fazla. Layline’lar içinde kaldıktan sonra manevra sayısı (rüzgar ve akıntı şartları değişmediği müddetçe) bir dezavantaj yaratmayacaktı. Nitekim 1. şamandırayı ilk tekne olarak döndük.


Başarılı bir şekilde balonumuzu basarak uçma moduna geçtik. Kavançada da hiç problem yaşamadık uzak ara öndeyiz. Zafer şarkıları eşliğinda 2. şamandıraya uçuyoruz. Şimdi iki dönüş şamandırasının arasından geçerek balonumuzu indireceğiz ve tekrar orsa seyri ile 2. tura başlayacağz. Balon indir komutu ile balonu indirmeye çalışıyoruz 1-2 metre aşağıya kadar indirdik ki olanlar oldu.


Tack line sıkıştı ve balon içine hava doldu. 200 kiloluk iki kişi bütün gücümüzle asılıyoruz, banamısın demiyor. Tack line’ı çözüp balonu indirene kadar dönüş şamandırasını arkamızda ufukta bıraktık. Döndük ve orsa seyri ile hızlıca yarış hattına girerek orsa şamandırasına giderken aklımıza geldi. Bizi iki şamandıranın arasından geçmemiz gerekirken şamandıraların dışından geçmiştik. Tekrar geri döndük. Ve tekrar şamandıraların arasından geçmek yerine dışından dönerek orsa seyrine başladık.


Artık olduğu kadar olmadığı kader diyerek hiç olmazsa ilk yarışı antrenman yaparak bitirelim diyerek yola devam ettik. Ama yarış konsantrasyonumuzu ve performansımızı hiç kaybetmedik. Yarışı da ilk tekne olarak bitirdik. Hakem heyetinin kahkahalarına ve alaycı takılmalarına rağmen moralimizi hiç bozmadık ama NSC olmaktanda kurtulamadık.

Balonumuz yüzme yarışlarına katılmaya karar verdi.


2. Yarış:

Müthiş bir start yaptık diğer tekneler 3-4 boy arkamızda. İlk şamandırayı uzak ara birinci döndük. Farkı sürekli açıyoruz. İkinci şamandırada balon indirirken bu seferde mandar sıkıştı balonun yarısı denize indi. Can havliyle balonu topladık tabi bu arada gün içindeki ilk duşumuzuda yapmış olduk Ama hala öndeyiz. Hata yapmazsak rahat kazanacağız. Orsa ayağını da hatasız geçtik Finişe giden son pupa ayağındayız.


Veeeee Nil denize düştü. Son anda tek eliyle punteli tutabildi. Teknenin yanında sürükleniyor ve sürekli su yutuyorken ben yetiştim. Diğer elini bana uzatabildi. İki elimle sımsıkı tuttum ama yukarı çekemiyorum. Nil ile göz göze geldik. Biraz korku biraz yorgunluk ve acı. Gözlerinden vazgeçmek üzere olduğu ve kendini denize bırakacağını gördüm. Ben dayan vazgeçme sakın diye hem ona hem de kendime bağırıyordum. Tam zamanında Urçun yetişti ve Nilin bir ayağını teknenin üzerine çekti. Artık vucudunun daha az kısmı suda kalmıştı ki gücüm ancak o zaman onu yukarı çekebildi. Birkaç saniye daha gecikseydi ne Nil ne de ben de dayanacak güç kalmayacaktı.


Ama hemen kendimizi toparladık yarış formatına geri döndük ve yarışı ilk sırada bitirdik. O an adrenalin yüklemesinden farkında değildik ama bu kadar efor harcamanın acısı ilerleyen günlerde fena çıkacaktı.


Şimdi de Vals yapıyor.


3. Yarış:

5dk. işareti veridiğinde aramız da şakalaşıyorduk. Bir yarışta insanın başına daha neler gelebilir ki. Hepsini yaşadık diye. Ama 3. yarış da daha neler varmış neler. Öğrendik.

İkinci yarıştaki efsane starttan sonra rakiplerimiz yakın takipte bizimle birlikte manevra yapıyorlar. Çok dip dibe starta giriyoruz. Rüzgar üstümüzdeki tekneye Orsa diye bağırarak yol açmaya çalışırken tekne orsaya uymadı ve önümüze girdi. Kaçınılmaz son. İskele kıç omuzluktan tekneye çarptık.


Bağırış çağırış arasında starta ilerliyoruz. Start hattına en yakın tekneyiz. Hakem sayıyor 3.2.1 ve starta girdik. Süper. Ama o da ne Robert geri dönerek şamandıranın dışından tekrar start etti. Fodepar bayrağı yoktu. Yarış sonrasında neden restart ettiğimizi konuşurken uzaktan beyaz mavi sınıf bayrağını fodepar bayrağı zannettiğini söyledi. Eh bir çarpışma ve bir Fodeparı da yarış envanterimize ekledik böylece.


Yarışta ise gene 1. şamandırayı ilk tekne olarak döndük, pupa ayağında çok iyiydik taki dönüş şamandırasına yaklaşana kadar. Yarış parkurunu enlemesine geçen bir gemi bizim zamanın da manevra yapmamızı engelledi ve biz rüzgar üstüne doğru yükselmek zorunda kaldık. Küçük bir broş ile atlattık ama dönüş hattını kesebilmek için daha riskli bir apaz seyri yaparak ve bir fazla kavança atarak samandıraya gitmek zorunda kaldık. Zaman ve mesafelerin çok az olmasından dolayı balonu Mexican Drop tekniği ile indirmeyi tercih ettik. Ve inanamayacaksınız ama sorunsuz bir şekilde indirdik yada biz öyle zannettik.


Orsada çok iyiyiz. Kimse denize düşmedi. Tam dönüş şamandırasının üzerine rota tuttuk. Süper bir dönüş. Offset şamandırasına giderken balon bas komutu ile balonu basıyoruz. Oda ne balon 8 çıktı. Üstelik kendi üzerine fena halde dolandı. Görende vals yapıyor sanır. Dönüp duruyor. Mecburen balonu indirdik. Önce cenova ile iki kavançalı apaz seyri, son yüz metrede ise ayı bacağı yaparak direk finişe girdik. Bu arada yanımızdan balonu ile uçarak bir tekne geçti ama bizim sınıfta mı diğer sınıfta mı anlayamadım.


Lunaparkta çarpışan arabalar


Yarışlar bitti. iki gün önce tekneye çıkmış bir ekip olarak yarışın bazı anlarında dünya şampiyonu bir ekip gibi yarışırken, diğer zamanlarda ana okuluna giden çocuklar gibiydik. Üç yarışta da ilk finiş yapan tekne olmuştuk ama ilk yarışta aldığımız ceza puanı nedeniyle dereceye giremedik. İşin en güzel yanı ise bir ekibin belki bir yıl boyunca yarışıp da karşılaşacağı bütün problemleri biz bir günde yaşamıştık. ‘Gokcka’ sağolsun bütün bu anları kamerası ile ölümsüzleştirmiş,


Neyse en sonunda kulübün iskelesine bağlandık. Açlıktan yorgunluktan ölmemiz gerekirken, yaşadığımız heyecan ve adrenalinden suratımız da aptal ve musmutlu bir gülümseme ile doğruca bizi bekleyen arkadaşlarımızın yanına. Tabi muhabbet avcı muhabbetini geçti. Kahkahalar, abartmalar, dalga geçmeler, bira, puro, pide eşliğinde güneşi batırdık.

Hayattan bir gün daha çalmanın dayanılmaz keyfiyle evimizin yolunu tuttuk.

Bir gün siz de mutlaka denemelisiniz.


Sevgiyle

Volkan Kaan Yemlihaoğlu

25 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page